Archive for Ağustos, 2010

Mevsimsel değişim gösteriyor


Amerikalı bilimadamlarına göre MS hastalığının şiddeti mevsimlere göre değişiyor olabilir.

MS hastalarının beyin dokularındaki yapısal değişikliklerle farklı hava düzenleri ve mevsimler karşılaştırıldığında, hastalığın şiddetinin bahar ve yaz aylarında arttığı belirlendi.

İlaçların yılın hangi zamanında denendiklerine bağlı olarak farklı sonuçlar elde edilebiliyor. Dolayısıyla Amerikalı uzmanlar, yeni ilaçların denenmesi açısından bakıldığında bu bulguların bazı etkilerinin beklenebileceği görüşünde.

Ancak ılık ya da sıcak havanın neden böyle bir etkiye yol açtığı tam olarak anlaşılabilmiş değil.

Güneş ışınları

Yapılan başka araştırmalarda insan vücudunda güneş ışınları yoluyla oluşan D vitamininin, MS’e karşı koruyucu etkisinin olabileceği belirlenmişti.

Uzmanlar, araştırma kapsamında 1991 ile 1993 yılları arasında 44 kişinin beyin tomografileriyle aynı zaman dilimi içindeki günlük sıcaklık, güneş ışınları ve yağış ölçümlerini karşılaştırdı.

Araştırmaya dahil edilen ve MS hastalığı için herhangi bir tedavi görmemiş yetişkinler, sekiz hafta boyunca haftada bir, ardından 16 hafta boyunca iki haftada bir beyin tomografisine sokuldu ve sonra da altı ayda bir genel muayeneden geçirildi.

Sonuçta bir yılın sonunda toplamda ortalama 22′şer beyin tomografisi uygulanan deneklerden 31′inin beyin dokularında 310 yeni yapısal değişiklik tespit edildi.

Uzmanlar, bu lezyonların ortaya çıkma olasılığının, bahar ve yaz aylarında diğer aylara kıyasla üç kat daha fazla olduğunu söylüyor.

Yapılacak daha kapsamlı araştırmalarda bu kez MS hastalığı üzerinde çevresel faktörlerin rolü incelenecek.

Beyin ve omuriliğin çok farklı alanlarını etkileyebilen merkezi sinir sistemi hastalığı olan MS’in henüz kesin bir tedavi yöntemi bulunmuyor.

İHA

 

Kalp yetmezliğinde yeni umut


İvabradin, beta bloklayıcılarının tersine kalp ritmini azaltırken tansiyonu da düşürmüyor.

Uluslararası bir tıp araştırmasına göre, ivabradin etken maddeli anjin ilaçları, kalp yetmezliğinden ölüm riskini azaltıyor.   

37 ülkede, beta bloklayıcıları gibi standart tedavi yöntemleri kullanmış olan 6 bin 500 kişi üzerinde, iki yıl boyunca yapılan araştırmaya göre ivabradin etken maddeli ilaçlar, kalp yetmezliğinden ölüm riskini yüzde 26 oranında azaltıyor.

Araştırma sonuçları, İsveç’in başkenti Stockholm’de düzenlenen Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin kongresinde açıklandı.

İvabradin, beta bloklayıcılarının tersine kalp ritmini azaltırken, tansiyonu da düşürmüyor.

Londra’daki Royal Brompton Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Martin Cowie, kalp rahatsızlıkları bulunan hastalara bu ilaçların verilmesiyle İngiltere’de yılda en az 10 bin ölümün engellenebileceğini söyledi.

BBC’ye açıklamalarda bulunan Cowie, İngiltere’deki her dört kişiden birinin, hayatlarının bir döneminde kalp hastalığı geçirme riski taşıdığını belirtti.

‘Ek araştırma şart’

Cowie, ilacın nabzı düşürerek kalbin üzerindeki yükü azalttığını kaydetti.

Martin Cowie, ‘Geçmişte bunu beta bloklayıcıları adlı ilaçlarla yapıyorduk. Ancak çok sayıda hasta, astımları olduğu ya da tansiyonlarını düşürdüğü için bu ilaçları kullanamıyor. Bu ilaç tansiyonu düşürmeden ve astım hastalarını etkilemeden nabzı düşürüyor. Dolayısıyla bu doktorlar için heyecan verici, yeni bir seçenek.’ dedi.

Ancak Cowie, bu ilacın herkese göre olmadığını, sadece ciddi kalp rahatsızlıkları bulunanlara tavsiye edildiğini vurguladı.

California Üniversitesi’nden kardiyoloji uzmanı Dr. John Teerlink ise, bulgulara ihtiyatlı yaklaşılması çağrısında bulundu.

Bu konuda daha fazla araştırma yapılması gerektiğini söyleyen Teerlink, ‘Bu sonuçların insanlara genel olarak nasıl yansıtılabileceğiyle ilgili çok fazla soru işareti var. Bu sorunların çözülmesi için de daha çok çalışma yapılmalı.’ dedi.

İngiltere Kalp Derneği’nden Profesör Peter Weissberg de, Teerlink’in daha fazla çalışma yapılması çağrısına destek verdi.

İHA

 

‘İlk önce beni tanımıyordu’


“‘Hemen evlenmeliyim, çocuk yapmalıyım, hayatım nereye gidiyor?’ diye panikliyorsunuz…”

Son olarak Haluk Bilginer’le oynadığı ‘Cuma’ya Kalsa’ dizisiyle ekrana gelen Aysun Kayacı, sessiz sedasız Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nü bitirerek yıllardır ilgi alanı olan konuda uzmanlaştı. Bundan sonra daha az yorucu, az koşturmalı, huzurlu ve dingin bir hayat yaşamak istediğini söyleyen Kayacı, Cosmopolitan dergisinin Eylül sayısında Ece Bildiren’in sorularını yanıtladı. İşte anlattıkları:

Nasıl kilo verdiniz?
Somon ve yeşil çayla. Kilo aldığımı fark edince hemen dikkat etmeye başladım. Bir de fazla kilonuz olunca yaşlı göstermeye başlıyorsunuz.

30 yaşında olmak fikriyle barışık mısınız?

30 yaşına bastığınızda “Hemen evlenmeliyim, çocuk yapmalıyım, hayatım nereye gidiyor?” diye düşünüp panik yapıyorsunuz ama bu panik çabuk geçiyor. Ben 30 yaşıma geldim ama kendi istediklerimi henüz içime sindirerek yapamadım. Çünkü benim gerçekten çok zor bir hayatım oldu.

“ESPRİLİ VE ZEKİ ERKEK BENİ PEŞİNDEN SÜRÜKLER”

Mutluluğu daha önce hangi sözcükle bağdaştırırdınız, şimdi hangi sözcükle?
Sanırım burcumun özelliği olsa gerek (Boğa), hep huzurla bağdaştırırım. Huzur olmadan mutluluk olmuyor. Heyecan olabilir, başarı olabilir. Bunlar farklı tatminler getiriyor ama huzur vermiyorlar. Hatta heyecan hayatta huzurdan ziyade stres yaratıyor. Birisi için ya da bir iş anlaşması için heyecan duyduğunda onu kaybetmenin ya da başarısız olmanın da stresini de taşıyorsun.

Bu aralar hayatınızda sizi heyecanlandıran birisi var mı?
Var. Ben de birisine bu soruyu soracak olsam aynen bu şekilde sorardım. Evet, beni heyecanlandıran birisi var hayatımda. Ama tanıdığınız birisi değil. İlk tanıştığımızda benim ünlü olduğumu bilmiyordu.

Peki medya dünyasının ilgisini çekmeyen biriyle birlikte olmak nasıl?
Medyatik olmayan biriyle olmak yorucu. Çünkü sağlıklı bir insan olarak medyanın ilgisini üzerinde istemiyor. O yüzden korumacı davranmak zorunda kalıyorum.

“BENİM İÇİN İLK OLDU”

Eskiden dış görünüşüne önem veren erkekleri beğendiğinizi, bunun hata olduğunu söylediniz.
Maalesef bu tipler kadınlara daha çekici geliyor. Bana da öyle gelirdi ama sonra bir baktım ki onların hayatları, nasıl algılandıklarını önemsemekten ibaret.

Yeni arkadaşınız bu türden olmayan ilk sevgiliniz mi?
Evet, kesinlikle ilk.

Ne tür bir erkek sizi peşinden sürükleyebilir?
Zeki ve esprili biriyse, karşılıklıleb demeden leblebiyi anlıyorsak, aynı şeylere gülebiliyorsak sürükler.

 

Otelden ayrılıp eve çıktılar


‘Bitmeyen Şarkı’da başrol oynayan Bergüzar Korel ve Bülent İnal otel hayatından sıkıldı…

İzmir’de çekilen ‘Bitmeyen Şarkı’ dizisinde pavyon şarkıcısı Feraye’yi canlandıran Bergüzar Korel ve toprak sahibi Yaman karakterini oynayan Bülent İnal, kaldıkları otelden ayrılıp eve taşındı.

Bugün’ün haberine göre; Urla’nın Bademler Köyü’nde çekilen dizide otelde kalan iki başrol oyuncusu ev hayatını tercih etti.

Bergüzar Korel, yedi aylık oğlu Ali ile birlikte annesi Hülya Darcan’ın Çeşme’deki yazlığında kalırken, Bülent İnal da otel hayatından rahatsız olup Buca’da sezonluk ev tuttu.

Bülent İnal setin minik misafiri Ali’yi gördükçe baba olma istediğinin arttığını söyledi. Bu arada İnal’ın, ‘Fatmagül’ün suçu ne?’ dizisinde oynayan eski sevgilisi Beren Saat ise Çeşme Ilıca Otel’de kalıyor.

 

‘Seks filmi’ diyemeyince…


Türkan Şoray, 40 yıllık dostu Aydemir Akbaş’a soru yöneltirken yüzü kızardı…

Türk Sineması’nın sultanı Türkan Şoray, NTV’de yaptığı programda ünlü komedyen Aydemir Akbaş’ı davet etti. Vatan’da yer alan habere göre; Türkan Sultan herkesin aklındaki o soruyu sormaya çalıştı ama yüzü kızardı, eli titredi. Şoray’ın imdadına yine Aydemir Akbaş yetişti…

NTV’de sinema söyleşileri yapan Türkan Şoray’ın konuğu ünlü komedyen Aydemir Akbaş’tı. 1980′li yıllarda seks furyası filmlerine damgasını vuran ünlü komedyeni ağırlayan Türkan Sultan sözü o döneme getirdi ama bir türlü meramını anlatamadı.

Sultan sorusuna şöyle başladı:

Böyle bakıyorum yani, böyle nitelikli filmler, sanatsal ağırlıklı yapılırken ama bir dönem biliyorsunuz sizinle paylaşmak istedim. Bu çok Türk sinemasının çok güzel filmi 1974′lere kadar sürdü. Ama daha sonra televizyonun gelmesi çok büyük bir darbe vurdu biliyorsunuz sinemaya. Ve ondan sonra biliyorsunuz Türk sineması bunalıma girdi. Ve ondan sonra farklı filmler yapılmaya başladı.

Aydemir Akbaş: Bizim filmler seks komedi filmleri…

 

Etiketler