
Bir ‘üstün ırk’ olarak beyazperdenin süper kahramanlarının gizli dünyası.
Serdar Akbıyık
Hollywood’daki Yahudi etkinliği çoğu kez tartışma konusudur. Üretilen filmlerde Yahudi karakterlerin konumu, Yahudilik üzerine güzellemeler fazlasıyla görülür ve bir propaganda olarak algılanır. X-Men: Birinci Sınıf’ı seyrettiğimde ister istemez Yahudilik ile süper kahramanların dünyasındaki benzerlik dikkatimi çekti. Bunun temelinde süper kahramanları yaratan çizgiroman çizerlerinin çoğunun Yahudi olması yatıyor. Dahası bu insanların çoğunun çocukluk ve ergenlik çağı 1930’larda geçmiş.
Bir kahraman doğuyor
Jœ Shuster ve Jerry Siegel, 1938 yılında Süpermen’i icat etti. Ardından, Bob Kane ve Bill Finger Batman’i, Will Eisner The Spirit’i, Jack Kirby ve Jœ Simon Kaptan Amerika’yı, Stan Lee Hulk, Fantastik Dörtlü, X-Men, Örümcek Adam, Demir Adam, Thor gibi süper kahramaları yarattı. Bu süperler, Marvel ve DC Comics gibi ABD’nin en büyük iki çizgi roman şirketinin kurucuları Martin Goodman (Marvel), Harry Donenfeld ve Jack Liebowitz (DC) gibi Yahudi yayıncılar sayesinde tüm dünya yayıldı. Bu insanlar o dönemde ekonomik buhranın kurbanlarının arasında yaşadılar. Yahudi olmayan toplum ekonomik buhranın sebebi olarak da Yahudiler’in hayat şeklini görüyordu. Onun için bu gençler bulundukları toplum tarafından itildiler. Kendi hayal güçleri bu baskı sonucunda süper kahramanları yaratmış olabilir. Peki biz bu ilişkiyi sinemada nasıl görüyoruz. X-Men: Birinci Sınıf bu yönden çok belirleyici bir öyküye sahip. Bütün X-Men serisinin kahramanlarının doğuşu ve kişisel hikayeleri anlatılıyor filmde. Öyküyü kısaca anlatalım. 1930’ların sonunda insanların içinden bir grup, farklı güçlere sahip olduklarını hissederler. İnsanlığın evriminin son halkası olarak kendilerini kabul ederler. İnsanlar ise onlara mutant der. Bu farklılıkları toplumu korkutur. Ve insanlar ile mutantlar karşı karşıya gelir.
Mutant, Nazi doktorun peşinde
Mutantların içinde Dr. Xavier sağduyunun temsilcisidir. İnsanlar ile mutantların beraber yaşayabileceğine inanır. Çok güçlü telepatik güçleri vardır. İnsanların beynine hükmedebilir ve onların beynini okur. Bir alet sayesinde bütün dünyadaki mutantların beynine ulaşabilir. Burada bütün dünya Yahudileri’nin arasındaki bağa benzer bir ilişki yaratır Dr. Xavier mutantlar arasında. Ve etrafında onun gibi sağduyu sahibi mutantlardan oluşan bir grup toplar. Bunun karşısında ise Magneto vardır. O manyetik gücü sayesinde kütleleri hareket ettirebilir ve Dr. Xavier kadar olmasa da telepatik güce sahiptir. X-Man: Birinci Sınıf’ta Magneto’yu bir Alman toplama kampında ailesiyle beraber görürüz. Yahudi aile ve Magneto birbirinden ayrılır. Kampta bulunan Nazi doktor, Magneto’nun gücünü keşfeder ve yıllar boyunca ona büyük acılar veren araştırmalar yapar üstünde. Gücünü göstersin diye de annesini öldürür gözlerinin önünde. Sonunda Magneto büyür ve intikamını almak için Nazi doktorunun peşine düşer. İkinci Dünya Savaşı sonrası Yahudi Nazi avcıları gibi eski nazileri Güney Amerika’da bulup öldürür. O fikirlerini şöyle dile getirir. “Homosapienler ortaya çıktığında Neandertaller yok olmuştu. Biz mutantlar Supersapienleriz. Evrimin son noktasıyız ve Homosapienler karşımızda yok olacak. Bu aslında bir üst ırkın tanımıdır. Ve Siyonist düşüncenin bir yansımasıdır. Film genel anlamda tabii ki Dr. Xavier’in saduyulu görüşünün yanında durur. Bu anlamda mutant dünyası Yahudi dünyasının iç çatışmalarını içinde barındırır. Benzerlikler çok fazladır X-Men’de. Mesela Mutantların gücü çoğunlukla ergenliklerinde ortaya çıkar.
‘Ne centilmen adam, tabiki Yahudi!’
Yahudi Bar Mitzvah’ı bilindiği gibi kız çocuklarda 12 erkeklerde ise 13 yaşında kutlanır ve dini sorumluluklarının sahibi olurlar. Bu da bir benzerliktir. X-Men’in dışında Süpermen için de büyük benzerlikler söz konusu. Mesela Süpermen’in asıl adı Kal El’dir. İbranice Tanrının Sesi anlamına gelir. Babasının adı Jor-El ise yine İbranice, “Tanrının yücelttiği’’ anlamındadır. 1980 yapımı Superman 2 filminde ise, Süpermen bir genç kızı kurtardıktan sonra buna şahit olan bir kadın yanındaki diğer kadına, “Ne centilmen bir adam. Tabii ki Yahudi…’’ diye konuşur.
Süpermen ile Hz Musa’nın hikayesi de birbirine çok benzer. İkisi de kendi halklarının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldıkları bir dönemde doğar. Aileleri tarafından, öldürülmekten kurtulabilmeleri için tek başlarına daha güvenli olan yabancı bir yere gönderilirler. Gönderildikleri yerde evlat edinilirler. Musa peygamber Tanrı tarafından bahşedilen doğaüstü yetenekleri kullanarak, Süpermen ise doğuştan sahip olduğu doğaüstü yetenekleri sayesinde, kötü güçlere karşı zayıfları korur. Ve her ikisi de kendi esas kimliklerini yaşadıkları toplumdan saklar. 1960’lı yıllar içerisinde Stan Lee ve Marvel Comics, Spiderman (Örümcek Adam), Thor, Iron Man (Demir Adam) ve Nick Fury gibi birçok karakter yarattı. Ancak Stan Lee’nin açık olarak Yahudi kültüründen esinlendiğini ifade ettiği tek karakter Hulk’tur. Stan Lee, Hulk’ı Yahudi mitolojisindeki ‘Golem’ karakterinden esinlenerek yarattığını ifade eder.
Yorum Yazın