Category: Moda

Bebek için gidip kangren oldu


Tüp bebek tedavisi için gittikleri hastanede eşine serum tedavisi uyguladılar…

Konya’da tüp bebek tedavisi için gittiği özel hastanede serum tedavisinde iğnenin damar yerine kasa yapılması sonucu, sol kolu kangren olduğu iddia edilen Saime Kayan’ın (28) kolunun kesileceği bildirildi.

Kayan’nın hurdacılık yapan eşi Hüseyin Kayan (29), eşinin kolunun yanlış iğne sonucunda kangren olduğunu iddia ederek, sebep olan özel hastane hakkında gerekli yasal işlemleri başlattıklarını belirtti.

12 yıldır çocuklarının olmadığını ve son 4 aydır tüp bebek tedavisi gördüklerini anlatan Kayan, tedavi için gittikleri hastanede eşine serum tedavisi uyguladıklarını, daha sonra eve geldiklerinde eşinin kolunun şiştiğini ve tekrar hastaneye gittiklerini savundu.

Hastaneye gittiklerinde çeşitli müdahaleler yapıldıktan sonra tekrar eve geldiklerini anlatan Kayan, eşinin ağrılarının artması sonucu Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesine başvurduklarını dile getirdi.

Kayan, şunları kaydetti:

”Meram Tıp Fakültesi Hastanesinde eşim üç defa ameliyata alındı. Daha sonra Gülhane Askeri Tıp Akademisine (GATA) sevk edildi. GATA’daki kontrollerde eşimin kolunun kesilmesi gerektiği söylendi. Doktorlar bir an önce müdahale edilmesi gerektiğini, kolun tüm vücuda da zarar verebileceğini belirtti. Ancak hukuki sürecin uzayacağını anlatan doktorlar kesme işleminin Konya’da yapılması gerektiğini söyledi.”

Kayan, eşini tekrar Meram Tıp Fakültesi Hastanesine getirdiklerini, Ortopedi ve Travmatoloji Servisi doktorları tarafından yapılan müdahalelerin ardından eşinin sol kolunun kesilmesine karar verildiğini anlattı.

Eşinin kolunun kesilmesine sebep olan özel hastanenin kendileriyle ilgilenmediğini iddia eden Kayan, ”Vali bey eşimi ziyaret etti. Bu duruma sebep olan hastaneyle ilgili müfettiş görevlendirildi. Eşimin kolu kangren oldu. Şimdi kesilecek. Bundan sonra bana Konya’yı verseler ben ne yapacağım” dedi.

KONYA İL SAĞLIK MÜDÜRÜ KÜÇÜKKENDİRCİ

Konya İl Sağlık Müdürü Hasan Küçükkendirci, olayla ilgili inceleme başlattıklarını söyledi.

Hastanın şu ana kadar gittiği tüm hastanelerden tedavi süreciyle ilgili bilgilerin toplandığını belirten Küçükkendirci, toplanan bilgilerin bilirkişiye gönderildiğini, bilirkişi raporuna göre gerekli adli ve idari sürecin başlayacağını kaydetti.

YANLIŞ İĞNE YAPILDIĞI İDDİA EDİLEN HASTANENİN YETKİLİLERİ

Hastane yetkilileri, hastanelerinde tüp bebek tedavisi gören Saime Kayan’a yumurta toplama işlemi için serum tedavisi yapıldığını belirtti.

Serum tedavisinde iğnenin damarın dışına enjekte edildiğinin tespit edildiğini, ancak hemen müdahale edilerek tedaviye diğer koldan devam edildiğini iddia eden yetkililer, daha sonra hastanın taburcu edildiğini söyledi.

Hastanın kolundaki şişlik üzerine tekrar kendilerine başvurduğunu bildiren yetkililer, gerekli tedavinin yapıldığını, hastanın kolunda anormal bir durum tespit etmediklerini ifade etti.

Hastada, lupus hastalığı (bağ dokusu) olduğunu ifade eden yetkililer, koldaki kangrenin bu hastalık nedeniyle ortaya çıkmış olabileceğini öne sürdü.

AA

 

Bebeklerde fıtık riski


Anatomik yapısını tamamlamadan dünyaya gelen bebeklerin, fıtık olma ihtimali yüksek…

Anne karnında anatomik yapısını tamamlamadan dünyaya gelen bebeklerin, fıtık olma ihtimalinin yüksek olduğu bildirildi.

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Rahmi Örs, fıtığın vücudun farklı yerlerinde oluşabileceğini söyledi.

Fıtık olma ihtimali yüksek olanların başında prematüre bebeklerin geldiğini belirten Prof. Dr. Örs, normal gelişimini tamamlamadan dünyaya gözlerine açan bebeklerde fıtığın oldukça sık görüldüğünü kaydetti.

Prof. Dr. Örs, anne karnında anatomik yapısını tamamlayamayan bebeklere dikkati çekerek, şöyle devam etti:

”Anatomik dediğimiz yapılarda, daha anne karnındaki gelişim sırasında bazı yapılarda yetersiz gelişim ve kısalıklar olabilir. Bir yerin kısa kalması vücudun bazı yerlerinde açıklıklar oluşmasına neden olur. Bu açıklıklara bağırsakların girmesiyle ‘fıtık’ diye bilinen durum ortaya çıkar.”

Prematüre doğan bebeklerde özellikle ‘kasık fıtığının’ sıklıkla görüldüğünü bildiren Örs, ”Erken doğan bebeklerde sıklıkla görülen fıtık tamamen gelişimsel bir problemdir. Prematürelerde kasık fıtığı yüzde 10-15 arasında görülüyor” dedi.

AĞLAMA VE IKINMA FITIĞI BELİRGİNLEŞTİRİYOR

Ağlama ve ıkınma gibi zorlayıcı hareketlerin bebeklerdeki mevcut fıtığı belirginleştirdiğini de anlatan Örs, ”Çocuk sakinken, kasık fıtığı kesesi boştur. Ancak çocuk ağlayınca ve ıkınınca fıtık oluşan yapılar fıtık kesesinin içine girer” diye konuştu.

Bu durumla karşı karşıya kalan ailelerin, kulaktan dolma bilgilerle hareket etmemesi gerektiğini kaydeden Örs, bu sağlık sorunuyla karşı karşıya kalan bebeklere, yaşına ve kilosuna bakılmaksızın cerrahi müdahalede bulunulması gerektiğini sözlerine ekledi.

AA

 

Uçarken kulağınızdan olmayın!


Kulak, uçak yolculuğu sırasında çeşitli nedenlerle zarar görebilir…

Beş duyu organından biri olan kulağın, uçak yolculuğu sırasında çeşitli nedenlerle zarar görebileceği ve bu olumsuzluğun alınacak bazı tedbirlerle ortadan kaldırılabileceği bildirildi.

Memorial Şişli Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Prof. Dr. Sami Katırcıoğlu, beş duyu organından biri olan kulağın, uçak yolculuğu sırasında çeşitli nedenlerle zarar görebileceğini belirterek, bu olumsuzluğun alınacak bazı tedbirlerle ortadan kaldırılabileceğini bildirdi.

Prof. Katırcıoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, kulağın sağlıklı duyabilmesi için, kulak zarının dış kulak yoluna bakan tarafındaki basınç ile kulak zarının arkasında kalan orta kulak boşluğunun basıncının aynı olması gerektiğine dikkati çekti.

Katırcıoğlu, şu bilgileri verdi:

”Dış kulak yolunda oluşan basınç değişiklikleri kulak zarında bombeleşme ve çökme gibi olaylara neden olur. Kulak zarındaki bu bombeleşme veya çökme yutkunma esnasında burun ile kulağı birleştiren östaki borusunun açılması ile dengelenir. Orta kulak basıncı ve dış kulak yolu basıncının denkleştirilmesi sonucu kulak zarındaki mevcut bombeleşme veya çökme düzelir. Bu fizyolojik bir olaydır ve yutkunma esnasında gerçekleşir. Östaki borusunun basıncının, denkleme olayında yeterli olamaması, kişide kulakta dolgunluk, ağrı ve işitme azalmasına yol açar. Östaki borusunda bu fonksiyon bozukluğu çeşitli hastalıklar esnasında daha da belirginleşir.”

Akut nezle, alerjik nezle, sinüzit gibi hastalıkların, östaki borusunun açılma fonksiyonunu bozarak uçuş esnasında orta kulak basıncının dengelenmesini engellediğini belirten Katırcıoğlu, şunları kaydetti:

”Uçağın kalkış ve inişi esnasında dış ortam basıncı hızla değişir. Günümüz uçaklarında kabin basıncı otomatik olarak ayarlanmakla beraber bu ayarlanma öncesinde ve esnasında artan veya eksilen dış kulak yolu basıncı yukarda sayılan hastalıklar esnasında yeterli derecede dengelenemez ve orta kulakta ciddi sorunlar oluşabilir. Böyle bir durumda sık sık yutkunma, bir şeyler yeme, çiklet çiğneme östaki borusunun açılmasını ve orta kulak basıncının dengelenmesini kolaylaştırır.”

Uçuş esnasında iniş ve kalkışta, dış kulak yolu basıncının hızlı artışı veya azalışı sonucu, kulak zarının ve buna bağlı olarak kemikçik zincirinin aşırı derecede hareketine bağlı olarak nadiren de olsa iç kulak hasarının görülebildiğini vurgulayan Katırcıoğlu, ”İç kulakta yüksek basınçtan etkilenen ‘reissner membranı’ yırtılabilir. Bu durumda oluşacak tablo daha farklı olup, şiddetli bir kulak uğultusu ve işitme kaybıyla kendini belli eder. Bu tabloda genellikle ağrı olmaz ve nadiren birlikte baş dönmesi de görülebilir. Bu durumla karşılaşan bir yolcu uçuş sonunda acilen bir hekime müracaat etmelidir aksi takdirde olay kalıcı işitme kaybı ile sonlanabilir” ifadelerine yer verdi.

Akut nezle, alerjik nezle ve sinüzit gibi durumlarda mümkün olduğunca uçak yolculuğundan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Katırcıoğlu, eğer bu mümkün olmuyorsa bu gibi durumlarda bir hekime danışarak uçuş öncesi bazı ilaçlar alınarak, bu durumlara engel olunabileceğini bildirdi.

Katırcıoğlu, böyle durumlarda alkol alınmasının, burun mukozası ve burun etlerinde şişmeye neden olacağından tabloyu daha da ağırlaştırabileceğini kaydetti.
 
AA

 

Virüs avına çıkan Türk


Ünlü, virüslerin tespit edilmesi çalışması ile bilim dünyasında bir yeniliğe imza attı…

ABD’deki Boston Üniversitesi’nde araştırmalarını sürdüren Prof. Dr. Selim Ünlü, virüslerin tespit edilmesi çalışması ile bilim dünyasında bir yeniliğe imza attı.

Ünlü’nün yöntemiyle, hastalık tespiti için gereken birçok virüs testi, tek bir kan örneğiyle bir saat içinde sonuç veriyor.

Üzerinde birkaç tane patent başvurusu yapılan yöntemle ateşli kanamalı hastalıklardan, AIDS gibi pek çok virüs türü güvenilir şekilde ayırt edilebiliyor, böylece hastalık ilerlemeden tedavide başarı şansının arttırılması hedefleniyor.

AA muhabirine araştırmasına ilişkin bilgi veren Boston Üniversitesi Elektrik ve Bilgisayar ve Bioyemedikal Mühendisliği Bölümleri öğretim üyesi Prof. Dr. Selim Ünlü, son çalışmalarında çok yüksek hassasiyetle virüsleri tespit etme çalışmalarını yürüttüklerini anlattı.

Kanda bulunan ve hastalık yapıcı virüslerin, ışık mikroskobu ile görünmeyecek kadar küçük olduklarını ve ancak elektron mikroskobu altında gözlemlenebileceğini, ancak bunun da geçerli bir yöntem olmadığını anlatan Ünlü, kendilerinin geliştirdiği yöntemle, basit ve ucuz şekilde virüslerin büyüklükleri ve şeklinin tespit edilebildiğini söyledi.

SAMANLIKTA İĞNE ARAMAK GİBİ

Karmaşık yapıdaki kandan virüs tayinlerinin tespitinin ”samanlıkta iğne aramak kadar zor” olduğuna işaret eden Ünlü, ancak hastalığın tedavisine başlanması için dünya genelinde, hızlı ve güvenilir sonuç veren test arayışının sürdüğünü söyledi.

Amacın hastalığın ilk evresinde tanı koyabilmek olduğunun altını çizen Ünlü, mevcut yöntemlerin ise pahalı aletlerle, her bir hastalık için ayrı ayrı yapılabildiğini belirtti.

Bu nedenle dünyada bir virüs salgını olduğunda pek çok insana test yapılamadığını vurgulayan Boston Üniversitesi Elektrik ve Bilgisayar ve Bioyemedikal Mühendisliği Bölümleri öğretim üyesi Prof. Dr. Ünlü, şöyle konuştu:

”Birçok enfeksiyon hastalığının ilk belirtileri birbirine çok benziyor; örneğin burun akıntısı başlıyor ve ateş…Enfeksiyonun ne olduğuna dair bir tahmininiz varsa, şu andaki tanı koyma yöntemlerine göre, bu hastalığı yapan virüs var mı yok mu diye bakıyorsunuz? Bu yöntemler, bir soru ve bir cevap şeklinde işliyor. Bizim geliştirdiğimiz yöntemde ise ‘bu hastada hangi virüs var?’ sorusuna cevap arıyoruz. Yöntemimizde virüsleri tek tek görebildiğimiz için çok kolay hastalık tayini yapılabiliyor. Böylelikle, bölgesel salgınlarda en yüksek olasılıklı virüs enfeksiyonlarının hepsini birden test etmek için yöreye özel sensörler geliştirilmesi mümkün olacak. Örneğin Türkiye’de kırım kongo kanamalı ateşi, domuz gribi, kuş gribi gibi aynı anda yaygın olan hastalıkları tek bir test ile tanılandırabilmesi için bizim geliştirmiş olduğumuz gibi çoklu testler son derece önemli olacaktır.”

AA

 

Kalp sağlığı için meditasyon


Meditasyonun, kalp hastalarının kriz geçirme riskini azaltabileceği belirlendi…

ABD’de yapılan araştırma, meditasyonun kalp hastalarının ölümcül ya da ölümcül olmayan kalp krizi geçirme riskini yüzde 47 azaltabileceğini gösterdi.

Araştırmaya kalbi besleyen damarlarında daralma olan ortalama 59 yaşındaki 201 siyahi katıldı.

9 yıl süren araştırmada katılımcıların yarısı meditasyon yaparken, diğer yarısı kalbi korumada yardımcı olabilecek beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktiviteler konusunda bilgi aldı.

”Archives of Internal Medicine” dergisinde yayımlanan araştırmaya imza atanlardan Dr. Robert Schneider, meditasyonun çok büyük faydası olduğunu, kolesterol ve tansiyon ilaçlarını tamamladığını belirtti.

Araştırmacılardan Dr. Theodore Kotchen de meditasyonun, kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçların tamamlayıcısı olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Kotchen, sonuçların önemli olmasına karşın yine de bunların başka araştırmalarla da doğrulanması gerektiğini belirtti.
 
AA

 

Etiketler